Monthly Archives: Ocak 2015

Destekleyenler

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

Mersin Büyükşehir Belediyesi

Silifke Belediyesi

Olba 2012 Kazı Dönemi

Olba’da Roma İmparatorluk Dönemi yerleşimini temsil eden başlıca anıtsal yapılardan biri olan tiyatroda kazılara 2010 yılında başlanmış ve 2011 yılında da çalışmalara devam edilmiştir. Bu kazılarda yapının skene binasının doğu kesimi ortaya çıkartılmış ve skene’nin cavea’ya bakan cephesinin bir scaenae frons düzenlemesine sahip olduğu anlaşılmıştı. Olba tiyatro kazılarının 2012 yılındaki çalışmalarında ise skene binası, proskene, orchestra, cavea elemanlarının mimari bağlantılarının niteliğini belirlemek; yapıyı bir bütün halinde ortaya çıkartmak amaçlanmıştır. Kazılar sonucunda, Olba tiyatrosunun on bir basamaktan oluşan oturma sıraları büyük ölçüde açılmış, orchestra’nın yarım daire planlı ve yaklaşık 19 m çapında olduğu belirlenmiştir. Cavea’nın bugün görünen bölümü doğal zemin (kaya) üzerine yerleştirilmiş görünmekle birlikte, gelecekte yapılacak kazı çalışmaları bu elemanın yapısal özelliklerini daha net olarak aydınlatacaktır.

Yapının skene binası, dikdörtgen planlı ve biri ortada, diğeri iki yanda olmak üzere toplam üç girişe sahip olduğunu kazılar sonucunda belirlenmiş bulunmaktadır. Scaenae Frons, simetrik biçimde yerleştirilmiş iki yarım daire planlı aedicula’ya sahip bulunmakta ve Korinth düzenindeki sütunların oluşturduğu mimari düzenlemeyi içermektedir. Bunların stil özellikleri bölgedeki Severuslar Dönemi mimari bezemelerine uygunluk göstermektedir.

Olba tiyatrosunun statik ve strüktürel sorunlarına çözüm getirmek amacıyla bir yerinde koruma projesinin hazırlanmasına 2012 çalışma dönemi kapsamında başlanmıştır. Böylece yapının mimarisi hassas biçimde belgelenmiş ve malzeme analizlerinin yapılarak, doğru koruma önlemlerinin alınması için gereken yöntemler belirlenmiştir. Bunun için hazırlanan koruma projesi 2013 yılında gerçekleştirilmesi öngörülen uygulaması öncesinde Adana Kültür Varlıkları Bölge Kurulu’na sunulmuş bulunmaktadır.

Tiyatro kazısı sırasında seramik, metal, cam ve sikke buluntuları ele geçmektedir. Bunlar, toplu halde incelendiklerinde ve özellikle de sikke buluntuları ışığında değerlendirildiklerinde, Geç Roma İmparatorluk ve Erken Bizans Dönemleri’ne işaret etmekte ve tiyatronun MS VII. yy’da son bulan kullanımını yansıtmaktadır.

Seramik buluntuları, çoğunlukla kaba mutfak kaplarından, amphora ve çeşitli formlardaki küp parçalarından oluşmaktadır. Çok sayıda demir ve bronz çivi ve inşaat aksamının yanısıra, cam kandiller için kullanılan bronz fitil tutucularına sıklıkla rastlanmaktadır.

Tiyatro kazısında ele geçen cam buluntular, MS IV.yy ile VII. yy arasındaki döneme ait örneklerdir ve çoğunlukla kandil, kadeh ve pencere camlarından oluşmaktadır. Ankara Üniversitesi’nden Dr. Ali Akın Akyol ile “Olba Cam Buluntularının Arkeolojik ve Arkeometrik Analizi” başlıklı bir proje başlatılmıştır.

Bu çalışma ile elde edilecek veriler, sadece Olba’da değil, Cilicia’da cam kullanım ve üretimi konusunda yeni bilgiler sağlayacaktır. Analiz için alınan cam örnekleri üzerindeki çalışmalar, Ankara Üniversitesi, Başkent Meslek Yüksek Okulu’nda sürmektedir.

Olba, genel olarak Cilicia kentleri gibi Hıristiyanlığın oldukça güçlü olduğunu gösteren arkeolojik kalıntılara da sahiptir. Bunların arasında V. yy sonlarına tarihlenen ve Şeytanderesi Vadisi’nde yer alan manastır yapısı özel bir öneme sahiptir.

Manastırda 2011 yılında başlayan kazılarda yapının içinde yer alan ve toprakla dolu olan tonozlu mezar temizlenerek, mezarın güneyinde M1 açmasıyla çalışmaya devam edilmiştir. Kazılar, 2012 yılında iki açmayla (M2 ve M3) sürdürülmüştür. Yapılan çalışmalar sonunda, manastırın mimarisine yönelik yeni bilgilere ulaşılmıştır. Buna göre, manastırın merkezî, her iki katta da iki ayrı mekândan oluşan iki kattan oluşmaktadır. Üst katta güney bölümde yer alan apsisnedeniyle önceden de buranın manastıra ait bir kilise olduğu biliniyordu. Ancak alt kat, tümüyle toprak altındaydı. Kazı sonucunda mimarisi hakkında ayrıntılı bilgi edinilebilen alt kat, yapı tekniğinden V. yy’a ait olduğu belirlenen bir duvarla ikiye ayrılmaktadır. Alt katın her iki mekânına girişler, batıda yer alan koridordan sağlanmaktadır.

Kuzeyde yer alan dikdörtgen planlı mekânın doğusunda ana kayadan oluşturulan oyuklar ve buranın tabanının da ana kaya olarak bırakılması, buranın manastırın mahzeni olmasını düşündürmektedir. Olba’da manastıra ait bir işliğin de bulunması, öneriyi güçlendirmektedir.

Güneyde yer alan mekân ise doğrudan kilisenin alt katını oluşturmaktadır. Bu, dikdörtgen plana sahip bölüm, mahzen olarak nitelendirdiğimiz komşu mekânın tersine bilhassa düzenli taban döşeme taşları ile dikkat çekmektedir. Aynı biçimde, yan mekânda bulunmayan bir kemerli giriş de söz konusu odanın ilginç bir başka özelliğidir. Yine bu odadan girilmesi lâzım gelen inziva odası, burayı dinsel kullanım amaçlı oluşturulan özel bir mekâna dönüştürmektedir.

Manastırın tabanında farklı biçimlere sahip opus sectile döşemelerin kullanıldığı, önceki yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarımız nedeniyle bilinmektedir. Alt kat güney odasının tabanında ortaya çıkarılan dikdörtgen taşlarla döşeli taban ve tesserae, manastırda opus sectile, mozaik, ana kaya ve kesme taşlardan oluşan dört değişik taban döşemesinin kul-lanıldığını göstermektedir. Yapılan kazılarda bulunan çok sayıda çatı kiremiti arasındaki haç kabartmalı kiremitler, manastırın çatı örgüsü üzerine yeni bilgiler sunmaktadır.

Manastırda yapılan bir diğer çalışmayla inziva odasının üzerinden üst kata çıkan merdiven basamakları temizlenmiştir. Manastırın güney girişinde yer alan ve ana kayadan yararlanılarak oluşturulan on basamak, bitki örtüsü ve topraktan temizlenerek mimari çizim için uygun hale getirilmiştir. Yine, manastır duvarının dışında (güneybatı köşesinde) kanalla manastıra bağlı bulunan su teknesinin içi, topraktan tümüyle temizlenmiş, bu çalışmada değişik dönemlere ait çok sayıda sikke bulunmuştur.

Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü yüksek lisans öğrencileri, arkeolog Yavuz Yeğin manastırın plastik buluntuları ve ana mekânı üzerine öneriler ile arkeolog Ebru Erdoğan manastırın çatı örgüsü üzerine çalışmalarını yüksek lisans tez konusu olarak Prof. Dr. Emel Erten’in danışmanlığında hazırlamaktadır.

Olba’da yıllardır yapılan arazi incelemeleri yerleşim ve nekropolis alanları içinde çok sayıda kaya kült yerinin bulunduğunu ortaya koymuştur. Bunlar, kayaya oyulmuş çeşitli boyutlardaki nişlere, basamaklara, kaya çanaklarına, sekilere, odalara; hatta kapılara; kimi zaman duvarlarla birbirinden ayrılan mekânlara sahip bulunmaktadırlar.

Olba’daki kaya kült yerlerinin kazılarının yapılarak, bunların arkeolojik belgelemelerinin yapılması ve kullanım tarihlerinin belirlenmesi için ilk kazı sezonu olan 2010 yılından beri çalışmalara başlamıştır. Olba 2012 Kült Yeri çalışmaları, Akropolis Güney yamacında iki farklı noktada ve Akropolis Doğu yamacında olmak üzere toplam üç kesimde sürdürülmüştür .Olba Kazıları, 2011 yılında ilk sayısı ile yayın hayatına başlayan ve 2012’de ikinci sayısı çıkan “Seleucia ad Calycadnum” dergisini bilim dünyasına sunmuştur.

Ayrıca arkeoloji bölümü öğrencisi Burak Erdem’in çalışmalarıyla hazırlanan Olba kazısının web sitesi; http://www.olbakazilari.com olarak 2012 Aralık ayında yayına başlamıştır.

Olba Kazısına, Prof. Dr. Emel Erten, Okt. Murat Özyıldırım (MA), doktora öğrencisi Öğr. Gör. Tuna Akçay (MA), yüksek lisans öğrencisi arkeologlar; Tayfun Eşki, Ebru Erdoğan, Zeynel Şimşek, Yavuz Yeğin, Muzaffer Yılmaz ile arkeoloji ve mimarlık bölümü öğrencileri katılmıştır.

          Fotoğrafların büyük halini görmek için fotoğrafları tıklayınız..

olbakazi2012.1 olbakazi2012.2 olbakazi2012.3

olbakazi2012.4 olbakazi2012.5 olbakazi2012.6

Olba 2011 Kazı Dönemi

Emel Erten – Tuna Akçay – Murat Özyıldırım

Mersin Silifke Olba 2011 kazıları kapsamında akropolisin kuzey batı eteğinde, nymphaeum’un bitişiğinde yer alan tiyatronun skene binasında 2010 döneminde başlatılan çalışmalara devam edilmiştir. Skene-orchestra-cavea’nın mimari yapıları ve bağlantılarının niteliğini belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca, geçen yıl varlığı belirlenen scaenae frons düzenlemesi konusunda da daha ayrıntılı bilgilere sahip olmak hedeflenmiştir. Çalışmalar sonucunda, tiyatronun bir skene binasının ve onun mimari plastik elemanlarla, yarım daire planlı aedicula’larla bezeli cephe duvarının (scaenae frons) yanı sıra bir de proscenium elemanının bulunduğu anlaşılmıştır. Scaenae frons’a ait birçok üst yapı elemanı, Korinth düzeninde başlıklar vb. mimari plastik eleman üzerinde yapılan ön çalışmalar sonucunda, tiyatronun bölgede Severus’lar Dönemi’ne özgü sayılan stilde mimari bezemeye sahip olduğu belirlenmiştir. Önümüzdeki yıllarda tiyatroda yapılacak kazı çalışmalarının sürdürülmesi, scaenae frons’un tam bir mimari rekonstrüksyonunu yapmayı olası kılacaktır.

Olba Tiyatrosu’nda yapılan 2010 kazılarında olduğu gibi, 2011 yılında da çok sayıda kiremitinin bulunması, skene binasının ahşap iskele üzerine kiremit örtülü olduğunu ortaya koymaktadır. Bu kiremitler türdeş özellikte dikdörtgen formlu düz levhalar ve onları bağlayan kapama kiremitlerinde oluşmaktadır. Seramik buluntular ise, büyük ve kaba mutfak kapları, küpler ve amphoralardan meydana gelmektedir. Ayrıca pişmiş toprak kandillere ait parçalar, cam, metal ve sikke buluntuları da ele geçmiştir. Bunların en geç tarihli olanların, MÖ 7.yy’a ait olması; tiyatronun ve/veya tiyatro alanının kullanımının tarihinin de MS 7.yy’a dek sürdüğünü göstermektedir.

Olba’da Erken Hıristiyanlık Dönemi arkeolojik anlamda en fazla veri sağlayan dönemlerden biridir. Bu kapsamda, kentin en iyi tanınan yapılarından biri de bazilikal planlı kilisedir. Kilise alanında, kilise yapısına ait olmayan birçok antik yapı kalıntısının da yer alması, bu alanın Roma İmparatorluk Dönemi içinde yoğun yerleşime sahne olduğunu göstermektedir. Özellikle, söz konusu kilisenin Olba tiyatrosu ve nymphaeum’la çok yakın konumda olması, kilise alanının kent içindeki merkezi niteliğini vurgulamaktadır.

Olba 2011 çalışma döneminde kilise alanında yapılan çalışmalar, daha erken tarihli olan bu yapının nitelik ve işlevini belirlemeyi amaçlamıştır. Bu kapsamda, kilisenin güneybatı kesiminde yer alan apsis, kemer kalıntılarından yola çıkılarak belirlenen kazı alanında çalışmalara başlanmıştır. Bu alanda 2011 yılında yapılan kazı çalışmaları, çok yoğun bir kireçtaşı yapı blokları, mimari plastik, çatı kiremiti dolgusuna işaret etmekte; kilisenin yapılış evresi öncesinde bir Roma yapısının varlığını düşündürmektedir. Ancak, kilisenin büyük ölçüde bu erken yapıdan devşirilen malzemelerle yapılmış olması, onun büyük ölçüde tahrip olmasına da yol açmış bulunmaktadır. Söz konusu Roma yapısının niteliğini belirlemek üzere kazı çalışmalarına devam edilecektir.

Olba’da Doğu Vadi’sinin doğu yamacında yer alan manastırda ilk bilimsel kazı, 2011 yılında yapılmıştır. Çalışma, tonozlu mezarın güneyden girişinde 4×4 m’lik açmada gerçekleştirilmiş ve ayrıca tonozlu mezarın içindeki dolgu toprak da tümüyle temizlenmiştir. Şimdiye kadar tonozlu mezarın içinde bir adet mezar yeri tespit edilmişti. Ancak temizlik çalışmaların sonucunda bu mezarın tek olmadığı, yine doğu – batı doğrultusunda bulunan iki ayrı mezar yeriyle birlikte toplam üç mezarın burada yer aldığı ortaya çıkarılmıştır. Mezarların daha önceki dönemlerde açılmış olduğu anlaşılmış, ancak Mezar 2’de dağınık halde insan kemikleri bulunmuştur. Bunların Doç. Dr. Okşan Başoğlu tarafından incelemesi yapılarak, 1.70 m civarında boya sahip, 19 yaşlarında bir gence ait olduğu saptanmıştır ve Olba’da bulunan diğer insan kemikleriyle birlikte yayına hazırlanmaktadır.

Açmada ise genel olarak manastırın tarihlenmesine paralel tarihlenebilen ve dolayısıyla ikincil kullanım olmayan MS 5. yy’a ait, taş işçiliği gayet kaliteli Korinth sütun başlığı gibi mimari parçalar ele geçmiştir. Öte yandan önemli bir sonuç olarak açmada geniş bir yangın tabakasının gözlemlenmesi, manastırın büyük bir yangın sonucunda tahrip olduğunu ortaya koymuştur. Ulaşılan tabanda ana kayanın düzlenerek taban haline getirildiği görülmüştür. Ancak bulunan değişik biçimli opus sectile parçaları manastırda taban döşeme biçimlerinin farklı olduğunu ortaya koymuştur. Manastırdaki ilk kazı sonuçlarına ait ayrıntılı bir yayın, M. Özyıldırım tarafından hazırlanmaktadır.

Olba’da 2001 yılından başlayarak yapılan yüzey araştırmaları sırasında dikkat çeken kesimlerden biri de Doğu Vadisi’ndeki mezar kompleksidir. Kemerli bir lento ile taçlanan ve çeşitli mekan ve mezar odalarına sahip farklı mezar tiplerinin bir arada olduğu kompleks biçimindeki bu kaya mekanı, iç içe üç odadan oluşmaktadır. 2011 kazı döneminde burada yapılan kazılar sonucunda, kompleks içindeki Orta Mekân’da yer alan arcosolium’un kapağı toprak altından çıkarılmıştır. Kapağın ön cephesinde kazıma tekniği ile yapılmış yer yer tahrip olmuş daire içinde haç kabartması tespit edilmiştir. Bunun yanında kapakta bir de yazıt bulunmaktadır. Yunanca yazıt Geç Antik Çağ karakterindeki harflerden oluşmaktadır. Yine Orta Mekân’da yapılan çalışmalar sonucunda Olba’da daha önce tespit edilmemiş bir mezar tipine daha rastlanmış bulunmaktadır. Arcosolium mezara ait kapağın bulunduğu alanda etrafı taş bloklarla çevrilmiş bir kiremit mezar kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır.

Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Haberler Dergisi, Mayıs 2012

          Fotoğrafların büyük halini görmek için fotoğrafları tıklayınız..

olbakazi2011.1 olbakazi2011.2 olbakazi2011.3

olbakazi2011.4 olbakazi2011.5 olbakazi2011.6

olbakazi2011.7 olbakazi2011.8 olbakazi2011.9

Olba 2010 Kazı Dönemi

Emel Erten – Murat Özyıldırım – Tuna Akçay

Mersin’in Silifke – Uzuncaburç Beldesi’ndeki Olba örenyerinde 2001-2009 yılları arasında Doç. Dr. Emel Erten başkanlığındaki ekip tarafından yüzey araştırmaları yapılmıştı. Bu araştırmalardan sonra, kentte bilimsel kazı yapılması gerekli görülmüştü. Böylece, Olba’da, Bakanlar Kurulu kararı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle ilk arkeolojik kazılara 2010 yılında başlandı. Yardımları için Uzuncaburç Belediyesi’ne, Silifke Ziraat Odası’na, kaçak kazılara karşı destekleri için Silifke İlçe Jandarma Komutanlığı’na teşekkür ederiz.

Kazıların başlatıldığı ilk yer Olba tiyatrosu oldu. Tiyatro, Roma İmparatorluk Dönemi’nin kent merkezi olan ve Olba’nın gelişkin hidrolik sisteminin sonlandığı alanda, nymphaeumun hemen yanında yer alır. Büyük ölçüde tahrip olmasına karşın, yapının mimarisi hakkında sonuçlar elde etmeye uygun durumu, kazı çalışmalarının burada başlatılmasında başlıca etkendir.

Tiyatro caveasına ait bazı oturma sıralarının korunmuş olduğu bugün de görülmektedir. Skene binasının caveaya bakan kuzey yüzüne ait izler ile buradaki biri ortada, diğeri yanlarda olmak üzere toplam üç kapının lento blokları kazı öncesinde saptanmıştı. 2009 yılı çalışma döneminde aynı alanda yapılan jeofizik araştırmalarda büyük bir bölümü toprak altında bulunan skene binasının “hacim” olarak varlığı doğrulanmıştı. Böylece, 2010 çalışıma döneminde skenenin doğu kesiminde kazılar başlatıldı. Burada yapılan çalışmalarda, skenenin derinliğinin 5.30 m. olduğu, harçsız, rektagonal örgülü büyük boy yerel kireçtaşı bloklarının yapı malzemesi olarak kullanıldığı belirlenmektedir.

Tiyatroda 2010 yılı kazı çalışmaları ile ilgili olarak elde edilen en önemli sonuç, skenenin caveaya bakan kuzey yüzünün belli bir mimari plastik düzenlemeye (scenae frons) sahip olduğunun anlaşılmasıdır. Roma İmparatorluk Dönemi tiyatroları için tipik sayılan bu mimari plastik düzenlemenin detaylı rekonstruksiyonunu yapmak, gelecek yıllardaki kazılarla mümkün olabilecektir. Bu yıl çalışmamızda doğu kapısının caveaya bakan çıkışının doğu yanında, 0.45 m. yüksekliğinde taş platform üzerinde duran taş kaide bulunmuştur. Platform, skene duvarının caveaya bakan kuzey yüzüne bitişiktir ve üzerinde yer alan sütun kaidesi tek bir taş bloktan oluşur. Kazılarda taban seviyesine kırılarak devrilmiş iki ayrı sütuna ait parçaların bulunması, skenenin mimari plastiğinde sütunlara yer verildiğini göstermektedir. Sütunlar, tek bir blok taştan oluşan, yivsiz gövdelere sahiptir. Cavea doğu kapısının batı kesimi henüz tam olarak kazılmamıştır. Ancak, bu tarafta da doğuda olduğu gibi derinliği 1.47 m. olan bir diğer platformun yer aldığı görülebilmektedir. Skene kazıları sırasında bir sütun başlığı ile kymation bezemesine sahip üst yapı elemanına ait blok taş bulunmuştur. Bunların da skenenin caveaya bakan yüzünün mimari düzenlemesine ait oldukları anlaşılmaktadır.

Tiyatro kazılarında ele geçen küçük buluntular içinde en dikkati çeken grup çatı kiremitleridir. Tek tip, türdeş özellik gösteren bu çatı kiremitleri ile birlikte çok sayıda demir çivinin de bulunması, skene binasının ahşap iskelet üzerine kiremit çatı örtüsüne sahip olduğunu göstermektedir. Aynı alanda, çok sayıda büyük küp ya da amphoraya ait olduğu anlaşılan kaba kap parçaları ve bronz sikkeler ele geçmektedir. Bunlar arasında en dikkat çekicisi, toplu halde bulunan ve on beş adet Bizans sikkesinden oluşan gruptur.

Tiyatro kazılarının cam buluntularının çoğunluğu, Geç Antik Çağ karakteri gösteren kadeh, kandil parçalarından oluşmaktadır. Böylece, skenenin kapalı mekân özelliği içinde çok sayıda cam kandille aydınlatıldığı düşünülebilir. Ayrıca, kandillerde fitil tutturmak amacıyla kullanıldığı bilinen bronz aksam, belki bronz polycandelaya ait zincir, vb. bronz buluntular da ele geçmiştir. Tiyatroda bulunan malzeme içinde yine bronzdan olmak üzere, kilit, menteşe parçaları da vardır. Tiyatro kazısının cam, sikke vb. küçük buluntuları, yapının ilk yapımından sonra Geç Antik Çağ ve Bizans Dönemi içlerine değin kullanımının sürdüğünü ortaya koymaktadır.

Önceki yıllarda yaptığımız yüzey araştırmalarında üzerinde çalışmaya değer bulduğumuz konulardan biri, Olba’da kaya kült yerlerinin incelenmesidir. Sundukları arkeolojik veriler bakımından diğer mimari yapılar kadar cömert olmayan kült alanlarında yapılacak kazıların vereceği küçük buluntuların buraların niteliği ve kullanım süreçleri bakımından değerli bilgiler vereceği açıktır.

Bu amaçla, Olba’daki iki ayrı kaya kült yerinde kazı çalışmaları başlatıldı; Bunlardan ilki, Olba akropolisinin güneyinde, Akdeniz’e doğru derin bir yarık halinde uzanan Şeytanderesi Vadisi’nin Olba’ya yakın kesiminde yer alır. Söz konusu yer, vadi tabanından yaklaşık 20 m. yüksekte, doğal kaya oyuğunda işlenerek oluşturulan ve geçmiş dönemlerdeki yüzey araştırmalarımızda belirlenen kült yeridir. Burada yapılan kazılarda çok sayıda hayvan kemiğinin yanısıra, kırılmadan korunmuş iğ biçimli pişmiş toprak unguentarium, yine pişmiş toprak kaplara ait parçalar, kemik iğneler, cam boncuk vb. küçük buluntular ele geçti. Bu alanda prehistorik döneme ait obsidyen aletlerin de bulunmuş olması, burayı bilimsel anlamda daha da önemli hale getirmektedir.

Şeytanderesi kült yerindeki kazılarda bir insan iskeletine rastlandı. Bunun 20 cm. kadar altında, İmparator Gallienus (218 – 268) dönemine ait bronz Seleucia ad Calycadnum sikkesi bulundu. Sikkenin ön yüzünde imparatorun taç giymiş portresi; arka yüzde ise elinde çelenk tutan Nike betimlemesi yer almaktadır.

Olba’da kazılan diğer kaya kült yeri ise, akropolisin güney eteğinde, Güney Vadisi ile Doğu Vadisi’nin birleştiği Şeytanderesi Vadisi’ne hakim noktada bulunmaktadır. Burası konumu bakımından Doğu Vadisi’nin sonunda yer alan ve içinde tonozlu anıt mezarın da bulunduğu nekropolisin bitişiğindedir. Önceki yıllarda yapılan araştırmalarımızda buradaki kaya yamacına oyulmuş nişler ve kaya çanakları ile yine ana kayaya oyulmuş bir giriş belirlenmiş ve buranın kült yeri olabileceği, vadiye egemen konumu da dikkate alınarak, düşünülmüştü. Alanın birçok define kazısına sahne olduğu, kayaların yer yer patlayıcı kullanılarak ya da kırılarak tahrip edildiği görülmüştür.

Kült yerinin kuzey-güney doğrultusunda 5.20 m. genişliğe, doğu-batı doğrultusunda 3.30 m. derinliğe sahip ana mekanı, kaya yamacında uzunlamasına oyulmuş dikdörtgen bir nişin önünde yer almaktadır. Kazı sonucunda, nişe dik olarak aşağı koddan çıkışı sağlayan kayaya oyma dört basamağın bulunduğu belirlenmiştir. Yapılan kazılar, kült yerine gelen suyun drenajını sağlayan kayaya oyulmuş kanalları, kaya çanaklarını da bize göstermektedir.

Güney yamacı kült yeri, sahip olduğu egemen konumu, nişleri, kaya çanakları; büyük niş ve ona uzanan basamakları ile Olba’nın önde gelen tapım yerlerinden olmalıdır. Buranın kullanım tarihi konusunda ancak küçük buluntuların verdiği bilgilere göre söz söylenebilir. Kazılardaki seramik buluntular; pithos parçaları, ince yatay yivli amphora ya da küp parçaları, parmak damgalı amphora kulpları, kandil, kase ve tabak parçaları, genel olarak Roma İmparatorluk Dönemi ile Geç Antik Dönemi içeren bir zaman dilimine tarihlenir. Aynı kronoloji, kült yeri kazılarındaki cam buluntular için de önerilebilir.

Şeytanderesi Vadisi kült yeri kazısında olduğu gibi Güney Vadisi kült alanı kazısında da prehistorik obsidyen aletin ele geçmesi önemlidir. Olba ve çevresinin kayalık jeolojik yapısının, topografyasının prehistorik yerleşimler için özel elverişliliğe sahip olduğunu uzmanlar belirtmektedir. Gelecek çalışma dönemlerinde Olba’da prehistorya araştırma ve kazılarının yapılması planlanmaktadır. Bu çalışmaların, Olba’nın prehistorik geçmişi hakkında önemli bilgiler vereceği kesindir.

Türk Eskiçağ Bilimleri Dergisi 2011

          Fotoğrafların büyük halini görmek için fotoğrafları tıklayınız..

olbakazi2010 olbakazi2010.1   olbakazi2010.2

olbakazi2010.3   olbakazi2010.4   olbakazi2010.5

olbakazi2010.6   olbakazi2010.7   olbakazi2010.8

Olba Kenti Arkeolojik Kazıları

Olba, Mersin’in Silifke ilçesi, Uzuncaburç beldesinin 4 km. doğusunda yer almaktadır. Olba’da rakım, yaklaşık 1050 m.’dir. Olba akropolisi, akropolisin doğusunda yer alan ve Kızkalesi’ne kadar uzanan Şeytanderesi vadisi ile kuzeyinde yer alan tarıma elverişli arazilere hâkim, yaklaşık 50 m. yüksekliğinde bir tepedir.

Olba kentinde 2001 – 2009 yılları arasında Prof. Dr. Emel Erten başkanlığındaki ekipler tarafından gerçekleştirilen arkeoloijk yüzey araştırmaları, kente ait birçok yapıyı, bilimsel yayınlara taşımıştır. Ancak Olba’nın genel arkeolojik sorunlarının yapılacak kazılarla çözümlenebileceği düşünülerek 2010 yılı için kazılara başlanması öngörülmüştür.

Böylece Olba’da arkeolojik kazılara, TC Bakanlar Kurulu tarafından verilen izinle Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Emel Erten ve ekibi tarafından 2010 yılında başlanmıştır. Tiyatro, ölü kültü alanları ve manastırda kazı çalışmaları sürdürülmektedir. Olba kazı ekibinde, arkeolog, klasik filolog, sanat tarihçi ve mimarlar, arkeoloji öğrencileriyle birlikte görev almaktadır. Kentin arkeolojik verileri üzerine çeşitli ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yapılan yayınların yanı sıra Prof. Dr. Emel Erten’in danışmanlığında bir doktora tezi ile üç yüksek lisans tezi çalışması sürdürülmektedir.

Olba Kazıları, Türkiye’de arkeolojik bir kazıya ait tek süreli, hakemli, bilimsel arkeoloji dergisini de yayınlamaktadır: Seleucia ad Calycadnum. Yılda bir sayı olarak çıkan ve arkeolojinin tüm konularına açık özgün makaleleri yayınlayan derginin editörlüğünü Prof. Dr. Emel Erten, Prof. Dr. Diane Favro, Okt. Murat Özyıldırım yapmaktadır.

Olba Kenti – Makaleler

Kentin arkeolojik verileri üzerine çeşitli ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yapılan yayınların yanı sıra Prof. Dr. Emel Erten’in danışmanlığında bir doktora tezi ile üç yüksek lisans tezi çalışması sürdürülmektedir.

 

comprar lovegra kamagra gel cialis generico viagra pfizer kamagra gel viagra generico cialis precio cialis sin receta viagra o cialis precio viagra viagra precio levitra uk cialis generic kamagra gel kamagra 100mg cheap cialis uk cheap levitra uk